Kültür Sanat

Bir Milletin Hafızasına Düşülen Not-Şehit Enes

Bir Milletin Hafızasına Düşülen Not-Şehit Enes

Başkent Bülten için şehitlerimizi anlatmak; bir haber değeri taşımaktan çok daha ötedir. Bu satırlar, bir milletin kalbine emanet bırakılmış isimleri geleceğe taşımak içindir. Çünkü şehitlik, sadece bir askerin son nefesi değildir; bir ailenin sabrı, bir şehrin gururu ve bir ülkenin onurudur.
Başkent, tarih boyunca nice devlet adamı, nice komutan, nice kahraman yetiştirmiştir. Ama en büyük kahramanlık; adını duyurmadan, gösterişe kapılmadan, görevini yaparken toprağa düşmektir.

Yeni nesiller şehit kavramını doğru anlamalıdır. Onlar bilmelidir ki; özgürlük kendiliğinden gelmez. Güvenlik tesadüf değildir. Bir bayrak, rüzgârla değil; bedelle dalgalanır.
İşte bu eser, Ankara doğumlu bir askerimizin; görev başında şehadete yürüyen bir yiğidimizin romanıdır.
Başkent’in Vakur Evladı
Piyade Sözleşmeli Er Enes Kaya’nın Romanı
Bu, Ankara’nın sokaklarında koşan bir çocuğun; dağlarda nöbet tutan bir askere, oradan da milletin kalbinde ölümsüzleşen bir isme dönüşmesinin hikâyesidir.
Enes Kaya
Ankara doğumluydu. Başkent’in gri sabahlarını, soğuk kışlarını, kalabalık okul yollarını bilirdi. O, bu şehrin çocuğuydu.
I. Ayazda Büyüyen Bir Çocuk
Mahalle arasında oynanan maçlarda hep savunmadaydı. “Ben kaleyi korurum,” derdi. Çocukça bir söz gibi görünürdü ama yıllar sonra bu cümle hayatının özeti olacaktı.
Annesi, Enes’in merhametini anlatırdı:
“Bir kuş yaralansa eve getirirdi.”
Babası ise disiplinliydi.
“Emanet kutsaldır,” derdi.
Enes, bu iki duygunun arasında büyüdü: merhamet ve sorumluluk.
II. Üniformaya Giden Yol
Genç yaşta asker olmaya karar verdi. Vatan sevgisi, onun için yüksek sesle söylenen bir slogan değil; içten gelen bir bağlılıktı.
Türk Silahlı Kuvvetleri saflarına katıldığında, ailesi gurur duydu. Eğitim süreci zordu. Uzun yürüyüşler, ağır çantalar, uykusuz geceler…
Ama Enes’in yüzünde hep aynı ifade vardı: kararlılık.
Silah arkadaşları onun için şöyle derdi:
“En önde olmak isterdi ama asla gösteriş için değil. Görev için.”
III. Dağların Sessizliği
Görev yeri, terörle mücadelenin yoğun olduğu bir bölgeydi. Dağlar suskundu ama her sessizlikte bir tehdit gizliydi.
Bir operasyon gecesi, timiyle birlikte ilerlerken pusuya düşüldü. İlk refleksi arkadaşlarını uyarmak oldu.
“Yat!” diye bağırdı.
Ardından çatışma başladı. Kurşunlar, karanlığı yararak geçti. Enes, mevzi değiştirirken ağır yaralandı.
Dakikalar sonra çatışma kontrol altına alındı. Ancak o, görevini yerine getirmenin huzuruyla şehadete yürüdü.
IV. Başkent’e Düşen Haber
Ankara’da bir kapı çaldı.
O kapı, nice evin kaderini değiştiren o ağır tokmak sesini taşıyordu.
Annesi kapıyı açtığında üniformayı gördü. O an zaman sustu.
“Vatan sağ olsun.”
Bu cümle, bir annenin kalbinden çıkabilecek en güçlü ve en acı cümledir.
Babası dimdik durdu.
“Ben oğlumu böyle yetiştirdim,” dedi.
V. Uğurlanış
Türk bayrağına sarılı tabut, omuzlarda taşındı. Dualar edildi. Gözyaşları toprağa düştü.
Silah arkadaşları selam durdu.
Ankara bir evladını uğurladı.
Ama o, sadece ailesinin değil; milletin evladıydı artık.
VI. Şehitliğin Manası
Enes Kaya bir istatistik değil.
O, yarım kalan hayaller demek.
Bir annenin özlemi demek.
Bir babanın vakur duruşu demek.
Şehitlik; ölümü seçmek değil.
Doğru olanı seçmektir.
Kendi canını değil, başkalarının güvenliğini öncelemektir.
VII. Yeni Nesillere Emanet
Bu hikâye gençler içindir.
Bir üniformanın ne demek olduğunu anlasınlar diye…
Bir nöbetin sadece saatlerle ölçülmediğini bilsinler diye…
Bir bayrağın hangi bedellerle dalgalandığını unutmasınlar diye…
Bir gün bir çocuk, “Ben de asker olacağım,” dediğinde; Enes’in nöbeti devam ediyor demektir.
Son Söz
Ankara’nın ayazı serttir.
Ama o ayazda yetişen yiğitlerin iradesi daha serttir.
Enes Kaya, görevini yaparken şehit oldu.
Bir bayrak gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa,
Bir şehir sabaha güvenle uyanıyorsa,
Bir millet dimdik ayakta duruyorsa…
Birileri nöbetini tamamlamıştır.
Ve o nöbet, milletin kalbinde sonsuza dek sürecektir.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image