Kültür Sanat

Bir Nesil Sessizce Kayboluyor

Bir Nesil Sessizce Kayboluyor

Sessizlik her zaman huzur değildir.
Bazen en büyük çöküş…
En sessiz olandır.
Bir oda…
Masa üzerinde kitaplar var.
Ama açılmıyor.

Telefon elde.
Ama keyifle değil.
Genç yatakta uzanıyor.
Tavana bakıyor.
Düşünmüyor…
Düşünmekten kaçıyor.
Bu nesil tembel değil.
Bu nesil yorgun.
Ama fiziksel değil…
Anlamsal bir yorgunluk.
Çünkü ne yapsa karşılık bulamıyor.
Telefon ekranında başka hayatlar akıyor.
Mutlu insanlar.
Başarılı insanlar.
Yurt dışına gitmiş insanlar…
Genç bakıyor.
Kıyaslıyor.
Ve içten içe şunu söylüyor:
“Ben neden böyle değilim?”
Eskiden gençler sokaktaydı.
Konuşurdu.
Tartışırdı.
Şimdi sessiz.
Ama bu sakinlik değil…
Çekilme.
Kırılan insan bağırır.
Tükenen insan susar.
Ve bu nesil bağırmıyor.
“Bir neslin sesi kısılmışsa değil…
içinden konuşmayı bırakmışsa kayıp başlamıştır.”
Bir toplumun çöküşü bir anda olmaz.
Ne bir günde başlar, ne de bir gecede tamamlanır.
Sessiz başlar.
Önce fark edilmez.
Sonra önemsenmez.
Ve en sonunda… alışılır.
İşte biz tam da böyle bir eşikteyiz.
Bir nesil kayboluyor.
Ama öyle gürültüyle değil…
Sessizce…
Yavaş yavaş…
Gözümüzün önünde…
Bir zamanlar gençler hayal kurardı.
Doktor olmak isterdi…
Öğretmen olmak isterdi…
Bir şey üretmek, bir iz bırakmak isterdi.
Şimdi ise başka bir cümle daha sık duyuluyor:
“Ne olursa olsun…”
Bu cümle bir tercihin değil…
Bir vazgeçişin cümlesidir.
Çünkü insan hayal kurmayı bıraktığında, aslında kendisinden vazgeçmeye başlar.
Ve bir toplumun gençleri kendisinden vazgeçerse…
O toplum geleceğinden vazgeçmiş demektir.
Eskiden umutsuzluk bir istisnaydı.
Şimdi neredeyse bir norm haline geldi.
Gençler artık büyük hayaller kurmuyor.
Küçük ihtimallerle yetinmeye çalışıyor.
“Bir işe girsem yeter…”
“Bir şekilde geçinsem yeter…”
Bu cümleler, bir neslin potansiyelinin ne kadar daraldığını gösterir.
Çünkü gençlik; yetinme değil, aşma zamanıdır.
Ama bugün gençler hayalleri aşmayı değil, hayatı idare etmeyi öğreniyor.
Bir nesil var ki çalışıyor…
Ama karşılık bulamıyor.
Okuyor…
Ama karşılığını göremiyor.
Çabalıyor…
Ama ilerleyemiyor.
Ve en tehlikelisi şudur:
Bu durum artık şaşırtmıyor.
Alışılmış bir hayal kırıklığı, en büyük çöküştür.
Çünkü insan, adaletsizliğe alıştığında artık mücadele etmeyi de bırakır.
Bugünün gençliği yorgun.
Ama bu yorgunluk fiziksel değil.
Bu, ruhsal bir yorgunluk.
Sürekli belirsizlikle yaşamanın…
Sürekli “acaba” demenin…
Sürekli geleceği düşünmenin yorgunluğu…
Bir genç daha hayatının başında tükenmiş hissediyorsa,
orada sadece bireysel bir sorun yoktur.
Orada sistemsel bir alarm vardır.
Bir nesil kaybolurken, aslında çok daha fazlası kaybolur.
Bir ülkenin üretim gücü kaybolur.
Bir ülkenin hayal gücü kaybolur.
Bir ülkenin yarınları kaybolur.
Çünkü gençler sadece birey değildir.
Onlar bir toplumun geleceğe yazdığı mektuplardır.
Ve bugün o mektuplar ya hiç yazılmıyor…
Ya da yarım kalıyor.
Bir neslin ruh halini anlamak için uzun analizlere gerek yok.
Tek bir cümle yeter:
“Fark etmez…”
Bu cümle, beklentinin bittiği yerdir.
Bu cümle, umudun tükendiği yerdir.
Çünkü insan için en tehlikeli nokta, kötüye razı olduğu noktadır.
Gençler suçlanıyor:
“Çalışmıyorlar…”
“Sabırsızlar…”
“Kolaycılar…”
Ama kimse şu soruyu sormuyor:
“Bu gençler neden böyle hissediyor?”
Çünkü anlamak, yüzleşmeyi gerektirir.
Yüzleşmek ise sorumluluk almayı…
Ve en zor olan da budur.
Bu bir kriz değil sadece.
Bu, sessiz bir kayıp.
Gürültüsü yok.
Ama etkisi derin.
Çünkü kaybolan şey sadece bir nesil değil…
Bir ülkenin geleceğe olan inancıdır.
Her şeye rağmen, hâlâ bir şans var.
Çünkü bu nesil tamamen kaybolmadı.
Sadece yönünü kaybetti.
Doğru ortam, doğru fırsatlar ve gerçek bir adalet duygusu ile
bu nesil yeniden ayağa kalkabilir.
Çünkü gençlik, doğası gereği umut taşır.
Yeter ki o umut öldürülmesin.
Bu bir kader değil.
Bu bir sonuç.
Ve her sonuç gibi, sebeplerin ürünüdür.
Eğer bir nesil kayboluyorsa…
Aslında o nesil kaybediliyordur.
Ve unutulmamalıdır:
Bir ülke, gençlerini kaybettiğinde sadece bugününü değil…
Yarınının tamamını kaybeder.
Ama eğer o nesil yeniden kazanılırsa…
İşte o zaman, bir ülke yeniden doğar.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image