Kültür Sanat

Türkiye'nin En Büyük Sorunu : Güvensizlik

Türkiye'nin En Büyük Sorunu : Güvensizlik

Güven görünmez. Ama yokluğu her yerde hissedilir.
Bir esnaf müşteriyle konuşuyor.
Ama aklında şu var:
“Acaba ödeme yapacak mı?”
Bir çalışan işine gidiyor.
Ama aklında şu var:

“Acaba devam edecek mi?”
Güvensizlik insanı yorar.
Çünkü insan sürekli tetikte yaşar.
Güven kaybolduğunda:
İlişkiler zayıflar
Ekonomi yavaşlar
Toplum bireyselleşir
İnsanlar artık şunu söylüyorsa:
“Kimseye güven olmaz…”
İşte orada ciddi bir problem vardır.
“Bir toplumun temeli beton değil güvendir…
ve o temel çatladıysa, en sağlam yapı bile sallanır.”
Bir ülke ne zaman sarsılır?
Ekonomi bozulduğunda mı?
Siyaset gerildiğinde mi?
Yoksa krizler üst üste geldiğinde mi?
Hayır…
Bir ülke asıl o zaman sarsılır ki, insanlar birbirine olan güvenini kaybettiğinde…
İşte bugün en büyük mesele budur:
Güvensizlik.
Sessiz…
Derin…
Ve fark edilenden çok daha yıkıcı…
Bir binayı ayakta tutan sadece beton değildir.
Bir toplumu ayakta tutan sadece kurallar değildir.
Güvendir.
İnsan sabah işe giderken…
Bir alışveriş yaparken…
Bir söz verirken…
Aslında görünmeyen bir bağa yaslanır: güvene.
Ama o bağ zayıfladığında, hiçbir şey eskisi gibi işlemez.
Bugün sokakta en çok hissedilen şey nedir?
Endişe…
Bir insan birine yaklaşırken bile tereddüt ediyorsa…
Bir söz verildiğinde “acaba tutulur mu?” diye düşünülüyorsa…
Orada sadece bireysel bir problem yoktur.
Orada toplumsal bir kırılma vardır.
Çünkü güven kaybolduğunda, ilişkiler çözülür.
İlişkiler çözülünce toplum dağılır.
Bir toplumda bireyler kadar kurumlar da önemlidir.
Adalet…
Eğitim…
Ekonomi…
İnsanlar bu alanlarda bir istikrar ve adalet hissi arar.
Ama eğer bir kişi hakkını ararken tereddüt ediyorsa…
Emeğinin karşılığını alıp almayacağını bilmiyorsa…
Orada sadece sistem değil, inanç da zarar görür.
Ve bir sistem, inanç kaybını kaldıramaz.
Bir zamanlar bir söz yeterdi.
İnsanlar imzaya bile gerek duymadan anlaşırdı.
Çünkü güven vardı.
Şimdi ise…
Söz veriliyor ama tutulmuyor.
Taahhüt ediliyor ama yerine getirilmiyor.
Ve her tutulmayan söz, güvenin biraz daha eksilmesine neden oluyor.
Çünkü güven bir anda yıkılmaz…
Yavaş yavaş aşınır.
Güvensizlik sadece bir duygu değildir.
Aynı zamanda bir maliyettir.
İnsanlar yatırım yapmaz.
Risk almaz.
Girişimde bulunmaz.
Çünkü güven yoksa, cesaret de yoktur.
Ve cesaretin olmadığı yerde gelişim olmaz.
Güvenin olmadığı bir ortamda insanlar ne yapar?
Kendini korur.
Kendi çevresine kapanır.
Daha az paylaşır.
Daha az risk alır.
Ve toplum yavaş yavaş bireylerin yalnızlaştığı bir yapıya dönüşür.
Oysa güçlü toplumlar, güvenle birbirine bağlanan insanlardan oluşur.
Güvensizlik büyüdükçe, umut küçülür.
Çünkü insan güvenmediği bir yerde hayal kuramaz.
Plan yapamaz.
Gelecek inşa edemez.
Ve bir toplumda umut zayıflıyorsa…
Orada sadece bugünün değil, yarının da sorunu vardır.
Bu sorunun kolay bir cevabı yok.
Çünkü güvensizlik tek bir yerden doğmaz.
Bazen bir sözden…
Bazen bir karardan…
Bazen de yılların birikiminden…
Ama önemli olan suçlu aramak değil…
Sorunu kabul etmektir.
Çünkü kabul edilmeyen hiçbir sorun çözülmez.
Güven bir günde kaybolmaz.
Ama bir günde de geri gelmez.
Adım adım inşa edilir.
Şeffaflıkla…
Adaletle…
Tutarlılıkla…
Verilen sözlerin tutulmasıyla…
Hakkın gerçekten teslim edilmesiyle…
Ve en önemlisi…
Samimiyetle.
Bir ülkenin en büyük zenginliği ne altınıdır…
Ne toprağıdır…
Ne de binalarıdır…
En büyük zenginliği güvendir.
Çünkü güven varsa ekonomi düzelir.
Güven varsa toplum güçlenir.
Güven varsa gelecek kurulabilir.
Ama güven yoksa…
Hiçbir şey tam anlamıyla var değildir.
Ve unutulmamalıdır:
Bir ülke, güvenini kaybettiğinde sadece bugününü değil…
Yarına olan inancını da kaybeder.
Ama güven yeniden inşa edilirse…
İşte o zaman, her şey yeniden başlayabilir.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image