ÖN SÖZÜ
Küresel savaşlar uzak coğrafyalarda başlar.
Ama etkisi en yakın mutfakta hissedilir.
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında uzun sürecek bir çatışma; enerji yollarını, ticaret akışlarını ve finans sistemini sarsarken, Türkiye gibi jeostratejik ülkeleri doğrudan etkiler.
Bu bölümde soruyoruz:
Türkiye bu fırtınada savrulur mu, yoksa yön mü belirler?
I. ENERJİ GERÇEĞİ: TÜRKİYE’NİN HASSAS NOKTASI
Türkiye enerji ithalatçısı bir ülkedir.
• Petrol ve doğalgaz maliyetleri yükselirse
• Cari açık büyür
• Döviz ihtiyacı artar
Özellikle Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riski petrolü sıçratırsa, bu durum Türkiye’de:
• Akaryakıt fiyat artışı
• Elektrik maliyet artışı
• Üretim maliyetlerinde zincirleme yükseliş
Yaratabilir.
Enerji faturası arttıkça enflasyon baskısı derinleşir.
II. ENFLASYON VE FAİZ SARMALI
Artan enerji maliyetleri → yükselen enflasyon → sıkı para politikası baskısı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bu ortamda zor bir denge kurmak zorunda kalır:
• Faizi artırırsa büyüme yavaşlar
• Artırmazsa kur baskısı artar
Bu ikilem savaş uzadıkça daha sertleşir.
III. DÖVİZ VE FİNANSAL DALGALANMA
Küresel risk arttığında yatırımcılar:
• Dolar varlıklarına yönelir
• Gelişmekte olan piyasalardan çıkar
Bu durum Türk Lirası üzerinde baskı yaratabilir.
Ancak Türkiye’nin avantajları da vardır:
• Stratejik konum
• Savunma sanayi kapasitesi
• Alternatif ticaret kanalları
Kriz aynı zamanda diplomatik fırsatlar doğurabilir.
IV. TÜRKİYE İÇİN OLASI ÜÇ SENARYO
Zor Senaryo
Yüksek petrol + yüksek enflasyon + düşük büyüme.
Dengeli Senaryo
Enerji maliyet artışı sınırlı kalır, finansal istikrar korunur.
Fırsat Senaryosu
Türkiye enerji koridoru rolünü güçlendirir, jeopolitik ağırlığını artırır.
