Başkentli Çocuklar

Başkentli Çocuklar

Çocuklar

Geleceğimizin teminatı

Öyle diyoruz da çocukların kişisel gelişimine onların sağlıklı bir beden ve zengin bir gönül dünyasına kavuşmaları için toplum olarak ne yapıyoruz?

Bu soruya gönül rahatlığıyla evet çocuklarımızın mutlu ve gelecekten umutlu yaşamaları adına her şeyi yaptık, yapıyoruz diyebiliyor muyuz?

Sanırım bu soruya çoğumuz Evet diyemeyiz.

Peki, bu hususta bürokrasi, yerel yönetimler özel kurum ve kuruluşlar bir şeyler yapma gayretinde mi?

Bu görüşe doyurucu ve doğru cevap vermek imkânsız.

Yerel yönetimlerin gençlere yönelik bazı çalışmaları, alt yapı hizmetleri yok değil ama bu hizmetler bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Eğitimcilere göre yeni nesil çocukların ilgi alanları değiştiği için tatminsiz ve zevksiz bir gençlik uç veriyor.

Başkentte çocuk olmak. Çocukluk anılarını bu topraklarda yaşamak bir şans mı şansızlık mı sorusu beynimin bir köşesinde sürekli beni rahatsız eden bir soru

Bu duygu ve düşüncelerle fırsat buldukça kimseye haber vermeden arabama atlar, bir iki gün Ankara sokaklarında ve kente bağlı ilçelerde dolaşır gençlik dönemimdeki hatıralarımdaki kentin değişim sürecini irdelemeye çalışırım.

Kimi zaman bir pastanede oturur genç garsonların yüzlerine bakarken onlarca yıl öncesini görmeye çalışırım.

Tebdili kıyafet yapmam zira aradan çok yıllar geçtiği için Başkentte şahsımı tanıyanların yok derecede az olduğunu bilirim.

Ankara’daki arkadaşlarımı, dostlarımı da hatta gazetemizin gönüllü yoldaşlarını da yanıma almam.

Çünkü kimseye taşıdığım bu psikolojik yükü yüklemek istemem hem de çıplak gözle görmek istediklerimin perdelenmesini arzu etmem.

Hatta birçok yakın sırdaşımda bu gezilerimden haberdar olmaz.

Yine bir bahar günüydü.

İçimde Ankara sokaklarına gitme arzusu uyanmıştı.

O günkü yoğun gündemimde bu geziye pek izin vermiyordu ama gitme arzum ağır basmıştı.

Aracımla başkent sokaklarında hızla giderken gözüme ilk çarpan şey –Bu Şehrin Kuzey_-Güney-Batı-Doğu hatlarına doğru inanılmaz genişlemesiydi.

İlk kes bu durumu fark etmenin şaşkınlığıyla arabamı yavaşlatmış sağıma ve soluma dikkatle bakıyordum

Aklıma ortaokuldaki Türkçe kitabındaki bir yazı takıldı

Bakmak ve Görmek başlıklı bu yazıda insanların birçok şeye baktıkları halde göremediklerini anlatıyordu.

Kent böyle genişlemişse nüfusta çok artmıştır diye düşündüm.

Özellikle çocuk sayısı hayli fazladır diye aklımdan düşünceler geçmeye başladı.

Çok oldu Ankara ilçelerine gelmeyeli diye hayıflandım kendi kendime.

Kızılay çok yoğundu.

Kızılay’dan Sıhhiye taraflarına yol aldıkça ara sokaklarda dolaşan çocuklar gözüme çarptı.

Kentin ilçeleri Keçiören, Mamak, Altındağ, hattına doğru yol boyunca köşeye gizlenmiş ara sokakları seyrettim.

Gençliğimin geçtiği bu şehirde çocuklar şimdi nasıl diye bir merak zihin dünyamda uyanmaya başladı.

Ankaralılar eskiden çocukları ve gençleri çok severdi.

Gördüm ki bu şehir çocuklarını sevmeyen bir kente dönmüş.

Nerden çıkarıyorum bunu diye düşünürseniz hemen paylaşayım

Başkentte herkesin çocuklarını gönül rahatlığıyla alıp götürebileceği ortak bir kültür, eğlence bilim merkezi yok.

Çocukların ilgisini çekebilecek çocuk müzeleri de yok hayvanat bahçesi de.

Sinema, tiyatro, müzikal gibi içeriklerde Allah versin.

Ankaralı yöneticiler, büyüklere masallar yerine küçüklere
yani çocukların iç dünyalarını zenginleştiren sosyal yapılar oluştursun.

Nüfusu nerdeyse 8 milyona dayanan bu şehirdeki hiçbir parkta atlıkarıncalar, dönme dolaplar, çarpışan arabalar görmedim.

Hele kız çocuklarına yönelik hiçbir oluşuma rastlamadım.

Bu ülkenin Başkentinde, Cumhuriyetin ilan edildiği bu ilde, çocuklara yönelik kapsamlı bir Festival neden yapılmaz.?

İç Anadolu Bölgesine örnek olabilecek bu proje üzerine neden kafa yorulmaz anlamakta zorlanıyorum.

Ankara’yı mutlu huzurlu ve geleceği parlak gençleri, yarınlara taşıma iddiasıyla ortaya çıkanlar Başkent çocuklarını mutlu edecek, vizyonlarını geliştirecek projeleri neden gündeme getirmezler.

Evet, Ankara’yı yönetenlere diyorum ki kentleri yönetenler içinde sessizce büyüyen çocukları artık düşünmeli...

Başkent ilçelerinden evime dönüş yolculuğumda hep şunu düşündüm

Bizim çocukluğumuzda bu kadar teknoloji gelişmemişti.

Ailelerimizin ufku o güne göre uzağı görecek düzeyde değildi Ama 21 Yüzyılda Ankara artık çocuklarına hak ettikleri gelişim standardını sağlamalıdır.
Zira çocukluk dönemi sadece bir kez yaşanılır ve bu dönem o kişinin tüm hayatının kılavuzu olur.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image