Güzel Ankara’mızda iki tane devasa şehir hastanesi var
Ankara Bilkent ve Etlik şehir hastanesi
Etlik şehir hastanesi Bilkent şehir hastanesine göre hem daha büyük kapasitede hem de çok daha geniş bir alana yayılmış
Bilkent şehir hastanesi ilk kurulan.
Etlik daha sonra hizmete girdi.
Etlik şehir hastanesini inşaat halindeyken görmüş ve Hasta hanenin devasa giriş şekil ve sayısından çok etkilenmiştim.
Yakın zamanda Ulusal TV kanallarında Sağlık Bakanlığı’nın “Şehir Hastaneleri” tanıtımını, daha doğrusu reklamını, izlemişsinizdir.
Özellikle Başkentteki ’ etlik şehir Türkiye’nin en büyük hastanelerinden biridir. İkinci sırada ise Bilkent Şehir hastanesi geliyor.
Ankara Şehir Hastanelerinin açılma sürecinde Ankara Numune Hastanesi hizmete kapandı.
Numune Hastanesi Kurtuluş Savaşı'nda yaralanan askerleri tedavi eden Ankara’nın o dönemlerdeki tek hastanesi idi.
Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi dışında Ankara’daki Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, Ulus Devlet Hastanesi, Dış kapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dış kapı Çocuk Hastanesi, Ulucanlar Göz Hastanesi, Ulucanlar Ek Poliklinik Binası, Dr. Zekai Tahir Burak Kadın ve Doğum Hastanesi, geçmiş aylarda kapatıldı ve bu hasta hane bünyesinde hizmete başladı.
Öncelikle şehir Hastanelerin kuruluş şemasına bakalım;
Türkiye’de şehir hastaneleri, devlet tarafından çeşitli şirketlere tahsis edilen araziler üzerinde kuruluyor.
Bu binalar, araziler, en az 25 sene süresince kiralanıyor.
İnşa edilecek hastanenin planı, inşaatı gerçekleştirecek şirket ile Sağlık Bakanlığı arasındaki ortak bir anlaşmanın sonucu olarak kararlaştırılıyor.
“Yap-İşlet-Devret” modelinin uygulandığı şehir Hastanelerinde yapılacak şehir hastanelerinden birini alan şirket, 25 sene boyunca burayı işletip daha sonra devlete iade edecek.
Fakat 25 yıl boyunca devlet, kendisine milyonlarca lira kira ödeyecek.
Üstelik "devlet garantili" bir yatırım.
Hasta sayısını da devlet “garanti” edecek.
Temel hizmet dışında bütün ticari işletmeyi hastaneyi alan şirket yapıyor.
Devlet hem kiracı hem de hizmet alıcı oluyor. Yani "devlet" hastanesini şirket yönetiyor.
Şirket hastane içinde morgdan gasil haneye, otoparktan kreşe lokantalar ve kafelere kadar her yeri işletme hakkına sahip.
Ankara şehir hastanesi projesi toplamda 890 milyon Euro ile tamamlandı. Bunun için yabancı ve yerli kaynaklı toplam sekiz bankadan kredi çekildi.
Bu şirketler birçok imtiyaza sahipler.
KDV'den, damga vergisinden ve bütün harçlardan muaf tutuluyorlar.
Aldıkları uluslararası kredilere tam hazine garantisi veriliyor.
Devlet yüzde 70 oranında dolu olacağını garanti ediyor.
Tam bu noktada şunu sormak gerekiyor
Bu iki şehir hastanesi ihtiyacı karşılıyor mu?
Kesinlikle hayır.
Zaman içinde adeta 5 yıldızlı otel görünümündeki bu hasta haneler insanlarımızın ilgisini çekmeye ve güven vermeye başladılar.
Üstelik bu iki hasta haneye başta iç Anadolu kentleri olmak üzere çok sayıda vatandaşımız sağlığını tekrar elde etmek gayesiyle geliyor.
Özellikle bazı birimlerdeki uzman doktor sayısı etkili ve güvenli bakım hizmetleri yüzünden Ankara’daki birçok özel hastanenin hasta ve talep verileri hızla düşmeye başladı.
Şehir hastanelerindeki en önemli 3 temel sorun şu
1-Sağlık birimlerinden randevu alma tarihleri çok uzun
2-Doktorların istedikleri görüntüleme talepleri çok uzun zaman içerisinde belli oluyor
3-Hastahanelerdeki aşırı araç parkı nedeniyle hasta hanede park yeri bulmak çok zorlaşıyor
4-Hastahane içindeki kafeler, lokantalar ve simit dükkânları aşırı denetimsizlik yüzünden hem fiyat hem de sağlık bilgisi açısından sıkıntılı
Kanaatimiz odur ki Ankara’mıza en az iki yeni şehir hastanesi açılması gerekir.
Sağlık Bakanlığına böyle bir başvuru yapılıp yapılmadığını bilmiyoruz ama Ak Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık konusundaki hassasiyetini kamuoyu biliyor
Dememiz o ki Ankara’daki zengin ve güçlü iş insanları şehir Hastanesi açma fikrine birde bu bilgilerden yola çıkarak baksınlar.
