Adalet Kavramı Üzerine Birkaç Söz

Adalet Kavramı Üzerine Birkaç Söz

Ülkemizde son günlerde tartışılan en önemli kavramlardan biri adalettir.
Aslında çoğu zaman hukuk sözüyle adalet kavramı birbirine karıştırılır.

Adalet olgusu, insanın ilk yaratılışından beri bilinen ve dillendirilen bir husustur.
Toplumlar sosyal yönden geliştikçe, adaleti sağlamak adına hukuk denilen sistemi üretmişlerdir.

Adalet anlamında en kapsamlı ve doyurucu açıklamayı İslam dini yapmıştır.
Bu konuda mübarek dinimiz şöyle der:

“Ey iman edenler!
Adaleti ayakta tutan ve kendiniz, ana babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz.
Zira zengin de olsa, fakir de olsa Allah ikisine de (sizden) daha yakındır.
Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın.
Eğer (şahitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
(Nisa Suresi 135)

Dünyada ve ülkemizde eğer bir hukuk sistemi meydana getirilmek istenirse, gerçek bir adalet düzeni kurulacaksa, Yüce Kitabımızda anlatılandan daha iyi, bundan daha mükemmel hangi temel prensip olabilir?

CHP’nin son yıllarda geliştirdiği bir slogan var:
Hak – Hukuk – Adalet

Ve bu slogan sonrası, yıllar önce Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyerek yaptığı Adalet Yürüyüşü.

CHP’ye bu sloganı önerenlerin, yukarıdaki ayeti referans aldığı pek inandırıcı değildir.
CHP, adalet kavramını öne çıkarırken aslında AK Parti iktidarına yönelik bir strateji izlemektedir.

Çünkü Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte kurulan CHP, bu tür bir slogan geliştirmiş değildi.
Dolayısıyla adalet kavramının gündeme taşınması, bu kavrama duyulan yüksek inançtan ziyade, siyasi bir söylem olarak kalmıştır.

Gerçek bir adalet nasıl kurulmalı sorusuna, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim çözüm getirmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de belirtilen bu hukuk ve adalet sistemi hangi zemin üzerine oturtulacaktır?

Cevap tek ve kesindir:
Adil olan bireyin, adil olan Müslüman kişinin üzerine.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’deki bu ayeti yoğun olarak düşündüğümde, aklıma hep şu sorular gelir:

Bu çağda kim, kendi aleyhine, ailesinin aleyhine, akrabalarının aleyhine de olsa adaletten yana tavır koyar?
Kim, içinde bulunduğu topluluğun, grubun, cemaatin, partinin yanlışlarını yüksek sesle söyleyebiliyor?
Kim, orada adalet tesis olsun diye, aleyhine de olsa kalkıp şahitlik edebiliyor?
Kim, kendi yanlışını, hatasını, kusurunu dürüstlükle itiraf edebiliyor?

Bu sorulara cevabım hep olumsuz olur.

Herkes adalet arıyor, adalet için feryat ediyor.
Lakin kimse kendine dönüp bakmıyor.

Çıkarımız olmadığında hepimizin sustuğu, adalet için şahitlik yapmaktan korktuğu bir toplumda, hiç kimse adil bir düzen istemesin.
Zira içinde yaşadığımız bu yıllarda herkes adalet istiyor ama kimse kendi adil mi diye dönüp bakmıyor.

Zengine, güçlüye, kudretliye karşı adaleti savunamayan; susan, örten, adaletten uzaklaşan kim varsa, bir gün kendisine adaletin lazım olacağını ve o gün kimsenin adaletten yana şahitlik yapmayacağını bilmelidir.

Şu asla unutulmamalıdır:
Adaleti istemek kolaydır, adil olmak zordur.

Birey olarak bizlerin adil olmadığı bir yerde, toplumdan adalet beklemek hayaldir.
O halde toplumun adil olmadığı bir ülkede, devletten adalet beklenmez.

Author’s Posts

Please fill the required field.
Image